20 Haziran 2009 Cumartesi

Diyete Başlarken

Sık sık gençliğimizde sahip olduğumuz güzel fiziğimizi kaybetmiş olduğumuzun farkına varırız. Sıkı bacaklarımız ve dümdüz göbeğimiz bir anda bir yerlere kaybolurlar. Onların aynadaki deforme olmuş, çizgisinden çıkmış şekillerine bakakalırız. Bu hiç de hoş olmayan olaya inanasımız gelmiyor. Maalesef bir süre sonra bu acı gerçekle daha yakından yüzleşmek durumunda kalırız: “güzel” bir sabah sevdiğimizin eteğin fermuarı kapanmıyor, geçen sene aldığımız pantolonu basenlerimizden yukarı çekemiyoruz. Bu çekilmez durum bizi düşündürüp bir eylemde bulunmamız zorunda bırakıyor. Bir kısım insanlar hemen teslim olabilirler: alış verişe gider ve birkaç beden büyük kıyafetler alıp sorunu çözerler (yada çözdüklerini düşünürler). İkinci kısım ise daha cesur ve kararlıdır (yani bizler!) fazla kilolarına savaş açmaya karar verirler. İlk atılacak adım tabii ki diyettir.

Günümüzde artık her zevke ve iradeye uygun diyet çeşitleri düşünülüp ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan bir kısmı ayrıca, o kadar da zor ve baskıcı değildir. Örneğin, bundan birkaç yıl önce popüler olan “açlık” diyetlerinin etkisiz ve en önemlisi de tehlikeli olduğu bilinmektedir. Bu tür diyetler bünyeyi aşırı stres altına sokarlar ve sadece fiziksel değil, psikolojik yönden de etkilerler. Aç insanların sinirli, agressif ve aseksüel oldukları belirlenmiştir.Son dönemlerin diyet “moda”sı düşük kalorili dengeleyici diyetlerdir. Bu tür diyetler günlük 1500-1600 kalori alımına izin veriyor. Bu esnada hem organizma gerekli bütün besinleri alıyor, hem de “yağ katmanları” zamanla azalıyorlar.

Dr. Bauer isimli bir diyet uzmanının diyet metodu bu dönemlerde yurtdışında popülerliğini korumaktadır. Bu diyete göre; ayın ortasında üç gün kişi beslenmesini kısıtlamalıdır: yalnızca sebzeler (kısıtlanmayan miktarlarda) ve %5 yoğurt (günde 150-200 gram) yenilebilir. Meşhur “manken diyeti” denilen diyet türünde de aynı mantık izlenmektedir; bir ayda üç gün yemekler kısıtlanmaktadır; bir yumurta, 175 gram peynir ve çay (şekersiz tabii ki) yenilebilir. Bu diyetlerden biri yapıldığı takdirde her ay sabit olarak kilo verilir. (ayda 2-3 kilo)Bazılarına bu sonuç yetersiz gelebilir, çünkü ayda 10-12 kilo vermeyi garantileyen çok sayıda diyet programları mevcuttur.

Burada unutulmaması gereken bir nokta da insanların baskıcı diyetlerden çıktıktan sonra, kısıtlamadan çok bıktıkları için bir anda yemeklere saldırdıkları ve verdikleri kiloları kısa sürede geri aldıklarıdır. Bu diyetlerin ortaya çıkardığı psikolojik durumun bir sonucu ve sorunudur. Bu nedenle doktorlar kısa sürelerde rekor derecede kilolar verilebilen diyet programlarının kullanılmasını önermezler.

Diyetisyenler bir diyet programına başlamak isteyen kişinin zayıflamanın başlıca prensibini unutmaması gerektiğini belirtiyorlar. “Yavaş, ama sağlıklı kilo verme”. Bu nedenle insanlar artık açlık diyetlerinden ziyade daha uzun (ve daha güvenilir) diyetlerle, kilo vermeyi daha fazla bir zamana yaymayı tercih ediyorlar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder